Shçek Diyarbakır Çocuk Yuvası ve Kız Yetiştirme Yurdu
ANA MENÜ
   Anasayfa
   Kurumsal Bilgi
    » Tarihçe
    » Mevzuat
    » Teskilat Yapısı
   Kuruluş Personeli
    » Idari Personel
    » Sosyal Servis
    » Saglık Servisi
    » Eğitim Personeli
    » Büro Personeli
    » Genel Hizmetler
   Resim Galerisi
    »Genel Resimler
    »Piknik Resimleri
    »Etkinlik Resimleri
    »Gösteri Resimleri
    »Ziyaretçilerimiz
    »Gezilerimiz
    »0-6 Yaş Grubu
    »13-18 Yaş Grubu
   Gurur Tablomuz
   Sosyal Faaliyetlerimiz
   Sportif Faaliyetlerimiz
   Katkıda Bulunanlar
   Evlat Edinme
   Bağış - Yardım
   Bilgi Edinme
   Sık Sorulan Sorular
   İletişim
   Linkler
İLİMİZ DİYARBAKIR
  • Coğrafi Konum
  • Nufüs Durumu
  • Ekonomik Durum
  • Sosyal Yapı

Yüzölçümü : 15.355 km2
Nüfusu: 1 milyon 362 bin 708 (2000 sayımına göre) Rakım : 660
Komşu olduğu iller : Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Batman, Mardin, Şanlıurfa, Adıyaman.
İlçeleri : Bismil, Çermik, Çınar, Çüngüş, Dicle, Eğil, Ergani, Hani, Hazro, Kocaköy, Kulp, Lice, Silvan. Köy sayısı : 751

Mezopotamya’nın kuzeyinde yer almaktadır. Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Mardin, Urfa, Batman ve Adıyaman illeriyle çevrelenmiş olan Diyarbakır ili, bölgenin tüm özelliklerini taşır. Bağlı 13 ilçe merkezi bulunmaktadır.Diyarbakır kent merkezi 7 bin 500 yıllık bir geçmişe sahiptir. Tarihin her döneminde büyük uygarlıkların, kültürel ve ekonomik hareketlerin merkezi olarak kabul edilen kent, birbirini izleyen 26 değişik uygarlığa beşiklik etmiştir.M.Ö.3000 yıllarında Hurriler’den başlayarak Osmanlılar’a kadar uzanan yoğun bir tarihi geçmişi olan Diyarbakır’da yaşayanlar, dönemlerine ait izlerle kenti ölümsüzleştirmişlerdir.Bu eserlerin başında, kuşbakışı bir kalkan balığını andıran biçimiyle kenti baştanbaşa kuşatan surlar gelir. Diyarbakır surları uzunluk bakımından Çin Seddinden sonra dünyada ikinci, ama eskilik bakımından birinci sırada kabul edilmektedir.

YÜZEY ŞEKİLLERİ Diyarbakır ilinde yüzey şekilleri oldukça sadedir. Çevresi yüksekliklerle kuşatılmıştır. Ortası çukur bir havza durumundadır. Diyarbakır havzası denen bu çukur alanın eksenini batı-doğu doğrultulu geniş Dicle Vadisi oluşturur. Kuzeyden Güneydoğu Toroslar yayı ile kuşatılmıştır. Bu dağlar Doğu Anadolu Bölgesi'yle Güneydoğu Anadolu'ya birbirinden ayırır. Diyarbakır havzasının güneybatısında ise Karacadağ kütlesi yükselir. Urfa-Diyarbakır il sınırı üstündeki bu kütle, koyu renkli lavların yığılmasıyla oluşmuş eski bir volkan kütlesidir. Koni biçiminde olmadığından fazla heybetli görülmez. Yüksekliği, en yüksek noktası olan Kolubaba doruğunda 1.957 metreyi bulur. Karacadağ'ın lavları, doğu yönünde Dicle Vadisi'ne kadar uzanır. Bu lavların yapısı çok geçirimli olduğundan, Karacadağ kütlesi üstünde akarsu aşınımı hemen hiç rol oynamamakta, dağın içine süzülen sular ancak eteklerde ve uzaklarda kaynaklar halinde yeryüzüne çıkmaktadır.

İKLİM Diyarbakır'da sert bir kara iklimi egemendir. Yazları çok sıcak geçer. Ama, kış soğukları Doğu Anadolu'nda olduğu kadar şiddetli değildir. Bunun başlıca nedeni, Güneydoğu Toroslar yayının kuzeyden gelen soğuk rüzgarları kesmesidir. İl merkezindeki meteoroloji istasyonunun gözlemlerine göre, en sıcak ay ortalaması 31 derece, en soğuk ay ortalaması ise 1,8 derecedir. Bugüne değin ölçülen en yüksek sıcaklık 46,2 derece ile 21 Temmuz 1937 gününde, en düşük sıcaklık ise -24,2 derece ile 11 Ocak 1933 günü olmuştur. 496 milimetre olan yıllık ortalama yağış tutarının ancak yaklaşık yüzde 2'si yaz aylarında düşer. Kuzeydeki dağların eteklerine doğru gidildikçe yağışlar da artar. Örneğin yıllık yağış tutarı Silvan'da 729, Ergani'de 767, Kulp'ta 1.156, Lice'de ise 1.293 milimetredir. Son yıllarda yapılan barajların oluşturduğu yapay göller (Karakaya, Atatürk, Batman, Silvan Barajları) geniş buharlaşma yüzeyleri oluşturmaktadır.Bu nedenle de Diyarbakır Havzası'nın kuru havasının nisbi neminde bir artış olmuştur. Ortalama nispi nem, en çok Aralık ve Ocak aylarında ölçülmüştür. Bu aylarda % 77'ye çıkar.Temmuz-Ağustos aylarında ise nispi nem değerleri % 20'ye düşmektedir.

BİTKİ ÖRTÜSÜ Doğal bitki örtüsünü, genellikle otsu bitkilerin ağır bastığı bozkır bitkileri oluşturur. Bunlar ilkbaharda kısa bir süre içinde yeşerip çiçeklenir, ama yağışların kesilmesiyle yaz başında kururlar. Çevredeki dağlar, yer yer meşe ormanlarıyla kaplıdır. Orman bakımından çok yoksul olan Karacadağ'ın Diyarbakır ili içindeki kesimlerinde yer yer meşe topluluklarına rastlanır. Ama ormanlar, ilin toplam yüzeyinin onda birini bile bulmaz.

AKARSULAR İlin en önemli akarsuyu Dicle'dir. Elazığ ili sınırları içinden çıkan bu akarsu, hemen sonra Diyarbakır ilinin topraklarına girer. Eğil'in doğusunda Dipni Çayı'nı alır. Sonra güneye yönelir. Diyarbakır'a ulaşımından az önce Devegeçidi Suyu kendisine kavuşur. Diyarbakır kenti önünde geniş bir yatak içinde akar. En büyük kollarını Diyarbakır il sınırlarını terkettikten sonra alır. GAP kapsamındaki alt projelerden bazıları Dicle Havzası'ndadır. Dicle Diyarbakır ilindeki akarsuların tümüne yakınını toplar. Yalnızca ilin kuzeybatı köşesindeki küçük bir alanın suları Fırat ırmağına gider (Çermik ilçesinin suları). Diyarbakır ili sınırları içinde önemli göl yoktur.

BARAJLAR GAP çerçevesi içinde inşa edilen ve edilmekte olan Karakaya, Devegeçidi, Kral Kızı, Dicle gibi barajların önemli bir bölümü Diyarbakır çevresindedir. Hidroelektrik enerji yanında baraj ve göletlerden elde edilen su, tarımsal alanlarda yeni olanaklar sağlamaktadır.

Diyarbakır 2000 nüfus sayımına göre 1.362.708 nüfusu ile Güneydoğunun büyük kentlerinden biridir. İl merkezinin toplam nüfusu 545.000’dir. Kilometrekareye düşen insan sayısı Türkiye ortalaması 88 iken İlimizde bu sayı 90’dır. 1990-2000 döneminde yıllık nüfus artış hızı Binde 21.73, Türkiye ortalaması Binde 18,3 dür. İlimize ait 2000 Yılı Nüfus Sayımı sonuçları aşağıya çıkartılmıştır. 2000 Genel Nüfus Sayımı

2000 Genel Nüfus Sayımı

İlçeler

Toplam

Şehir

Köy

Merkez

721.463

545.983

175.480

Bismil

126.885

61.182

65.703

Çermik

46.050

15.843

30.207

Çınar

58.583

13.282

45.301

Çüngüş

15.521

4.708

10.813

Dicle

39.861

9.861

30.000

Eğil

21.631

4.827

16.804

Ergani

87.467

47.333

40.134

Hani

31.794

10.918

20.876

Hazro

18.755

6.189

12.566

Kocaköy

13.069

5.678

7.391

Kulp

40.454

15.825

24.629

Lice

24.877

11.927

12.950

Silvan

116.298

64.136

52.162

TOPLAM

1.362.708

817.692

545.016

NOT: 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile genişleyen Büyükşehir Belediye sınırları dikkate alınarak şehir ve köy nüfusu yeniden belirlenerek tabloya işlenmiştir.

İlimiz ekonomisi tarım ve hayvancılık ağırlıklı olmak üzere küçük çaplı sanayi, turizm ve ticarete dayanmaktadır. Buna rağmen ilimizin yoğun göç alması ve nüfus artış hızının Türkiye ortalamasının üzerinde olması nedeniyle işsizlik giderek artmıştır. İşsizlik oranı genelde %14’e, şehir merkezinde %30’a, ilçe merkezlerinde ise %43’e ulaşmıştır. Kişi başına GSYİH’sında 1.313 $ ile Türkiye sıralamasında 54. sırada yer almaktadır. 2003 yılında DPT tarafından yapılan araştırmada Sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasında 63. sırada bulunmaktayız.

TARIM ;İlimizde ekilen belli başlı tarım ürünlerimiz buğday, arpa, kırmızı mercimek ve pamuktur. Son yıllarda sulu tarıma geçiş çalışmalarının hızlanmasıyla pamuk ekimi ağırlık kazanmaya başlamıştır. İlimizde üretilen Golda türü pamuk Türkiye’nin en iyi pamuğudur.

SANAYİ : İlimizde irili ufaklı 240 civarında imalat sanayinde işletme bulunmaktadır. Son yıllarda sulu tarıma geçişte yaşanan gelişmeler sonucu tarıma dayalı sanayide hareketlilik yaşanmıştır. Bunun sonucu olarak 60 civarında kütlü pamuk işleme tesisi, 10 civarındada pamuk yağı üretim tesisleri faaliyete geçmiştir. Ayrıca 10 civarında tuğla fabrikası, 10 civarında un fabrikası, 10 civarında mermer işleme tesisi belli başlı tesislerimiz olarak öne çıkmaktadır. Özellikle zengin mermer yataklarının değerlendirilmesi için 39 mermer ocağından blok mermer üretimi gerçekleştirilmektedir. İlimiz mermer merkezi olma yolundadır. Üretilen mermerin %88’i ihraç edilmektedir. Alt yapısı tamamlanmış 1 Organize Sanayi Bölgemiz, 3’ü merkezde olmak üzere 6 Küçük Sanayi Sitemiz faal durumdadır.

Dini-etnik yapı
Diyarbakır, bir çok kültürün ve medeniyetin bir arada bulunduğu Anadolu’nun en eski yerleşim birimlerinden biridir. Tarihsel süreçte, göçebe yaşam tarzından yerleşik düzene geçiş ve hayvanların evcilleştirilmesi gibi köklü dönüşümlerin meydana geldiği ilk yerleşim yerleri Diyarbakır’ın içerisinde yer aldığı bölgede oluşmuştur.
Doğu-Batı ve Kuzey-Güney ticaret yollarının en önemli kavşak noktalarının birinde bulunan Diyarbakır, söz konusu yönler arasındaki kültürel değişimde önemli bir rol üstlenmiştir. Tarihten günümüze, bünyesinde barındırdığı farklı dini-etnik alt gruplarla zengin kültürel birikim oluşturmuştur. Süryaniler, Keldaniler, Ermeniler, Kürtler, Araplar ve Türkler, bir bütün olarak, Diyarbakır’ın zengin sosyal dokusunun farklı görünümlerini yansıtmışlardır. Ancak, günümüzde, bu sosyal dokunun ve kültürel zenginliğin giderek zayıflamaya başladığı ileri sürülebilir.
Diyarbakır kent merkezinde, farklı dönemlere ait kültürel izlere, bunlara özgü abidevi yapılara rastlamak mümkündür (Tuncer, 1995:12-17). Bugün surlarda ve diğer yapılarda; Romalılar, Bizanslılar, Mervaniler, Selçuklular, İnaloğulları, Nisanoğulları, Artukoğulları, Eyyübiler, Akkoyunlular ve Osmanlıların izlerine rastlamak mümkündür (Değertekin, 1995:18-19).

Kentleşme
Diyarbakır, günümüze kadar, görece önemli bir kültür ve ticaret merkezi olma özelliğini korumuştur. 1950’den sonra yaşanan kentsel değişim olgusu Diyarbakır’da da etkisini göstermiştir. Bu tarihlere kadar, Suriçi’nde sıkışıp kalan kentsel doku, doğal nüfus artışı ve göçle şehre gelenlerin ihtiyaçlarına cevap veremez duruma gelmiş ve yeni yerleşim alanları oluşturulması gerekmiştir. Yeni yerleşim alanlarındaki temel sorunlar Türkiye’nin diğer kentlerindekilerle benzer özellikler taşımaktadır. (Arı, 2001:37).
1950’lerden itibaren kırsal alanlardan Diyarbakır kent merkezine doğru başlayan göçle birlikte, kırsal alanlardan şehre doğru bir nüfus hareketi görülürken, kent kökenli ve kültürlü elit tabaka bölge dışına göç etmeye başlamıştır. Bu eğilim, 1970’li yıllarda daha da hızlanmış, 1980’li ve 1990’lı yıllarda farklı bir ivme kazanmıştır. Diyarbakır kent merkezinin kültürel, dini-etnik dokusu bu süreçte belirgin ölçüde değişmiştir.
Diyarbakır kent merkezindeki konut alanlarının yüzölçümü 598 hektar olup, bu alan içinde 66.500 civarında konut bulunmaktadır. Konutların yaklaşık 16.000’i, % 24’ü Suriçi Bölgesi’ndeki toplam 15 mahallede, geri kalan % 76’sı ise Kale-Kent dışında 1930’lardan sonra oluşan 15 mahallede bulunmaktadır (Can, 1991). Diyarbakır’da, kilometrekareye düşen kişi sayısı 1927 yılında yaklaşık 13 kişi iken, 2000 yılında 90 kişiye yükselmiştir. Diyarbakır kent merkezinde ise yüz metrekareye (m²) yaklaşık 15 kişi düşmektedir. (DİE, 2000:25).

Göç ve Sonuçları
Bölgede 1980’li yılların ikinci yarısında başlayıp daha sonraki yıllarda yoğunlaşarak artan şiddet olaylarının kent merkezindeki en önemli sonuçlarından biri, göç olgusuna dayalı hızlı nüfus hareketleridir. 1950’li yıllardan itibaren yaşanan ve daha çok ekonomik motivasyona bağlı olarak gelişen ilk dönem göçün aksine, 1990’lı yıllarda giderek yükselme eğrisi çizen ikinci göç hareketi farklı sosyal dinamiklerden kaynaklanmış, ayrıca ani ve kitlesel bir şekilde gerçekleşmiştir.
Kitlesel boyutta yaşanmış olması nenediyle, göç eden gruplar kent merkezindeki mevcut koşulları özümseyememiş, aksine kentsel alanlar hızla kırsal kimliğe bürünmeye (köyselleşmeye) ve gettolaşmaya başlamış; yetersiz olan kentsel altyapı ve üstyapılar bütünüyle tıkanmıştır.
Yaşanan yoğun göç sonrasında, kent merkezinde başta sağlık, eğitim, konut ve istihdam olmak üzere çok boyutlu sorunlar ortaya çıkmıştır. Kadın ve çocuklar arasında, erkekler gruplarla kıyaslandığında, sorunların çok daha farklı ve fazla olduğu bilinmektedir.
Fiziksel yer değiştirme yanında, sosyo-ekonomik çevrenin değişmesi, sosyal destek ağlarının zayıflaması veya ortadan kaldırılması, şehir kültürüne uyum sağlamaya bağlı olarak kadınların ve çocukların sorunları kar topu gibi büyümüştür.
Göç sonrasında, yeni yerleşim alanlarına uyum sürecinde, kadın ve çocuklar açısından mevcut verili değerler sistemi ile sokaktaki yaşam çatışmış, bu durum çocuk ve kadın grupların önemli bir bölümünde davranış bozukluklarına yol açmıştır.
Göç öncesinde tarım ve hayvancılıkla uğraşan, görece üretici bir konumda olan kadınlar göç sonrasında tamamıyla üretimden kopmuştur. Kadınların büyük çoğunluğu, kent ortamında olmalarına rağmen, toplumdan yalıtılmış bir halde yaşadıkları gettolarında, dar mekanlardaki kalabalık aile ortamlarında, töresel ve kültürel baskıya katlanarak yaşamlarını sürdürmek zorunda bırakılmışlardır.
Diğer taraftan, Diyarbakır’da, küçük ve orta ölçekli işletmelerde, kayıt dışı ekonominin kendi kuralları çerçevesinde, çocuk işgücünün kullanıldığı, bir başka anlatımla çocuk istismarının oldukça yaygın olduğu bilinmektedir. Ancak, bu istismarın boyutlarına ilişkin henüz ciddi araştırmalar gerçekleştirildiği söylenemez.
Göç, servet dengesizlerini derinleştirmiş, bu ise asayişsizliğe uygun ortama zemin hazırlamıştır. Kapkaç ve hırsızlık olayları giderek yaygın bir hal almıştır.

Gelenek-görenekler, kadınların toplumdaki konumu
Gündelik yaşamdan başlayarak, kamusal alanda mal ve hizmet üretimine, aile, kent ve ülke genelindeki “karar alma” süreçlerine katılıma değin bir çok konuda erkek ve kadın grup arasında derin eşitsizlikten söz edilebilir.
Erkekler ve kadınlar arasında eşitsizliğe neden olan genel faktörler olduğu gibi, merkezden kırsal alanlara doğru gidildikçe eşitsizliği kadınlar aleyhine artıran ve derinleştiren unsurlar da bulunmaktadır. Bunların başında, erkek egemen ve yaşlı dominant kültürün merkezden çevreye doğru gidildikçe daha belirgin bir şekilde varlığını hissettirmesi; geleneksel değerlerin kırsal alanda merkeze nazaran görece daha yavaş değişime uğraması ve bunun bir tür tezahürü olarak eğitim olanaklarının kadın gruplara eş zamanlı olarak sunulmaması gösterilebilir.
Kadın ve erkek grup arasındaki eşitsizliğin merkezden taşraya doğru gidildikçe daha belirgin hale geldiği ve bu durumda bilgi akışı yetersizliği yanında yaşadığı yerle sınırlı olma düşüncesinin etkin rol oynadığı ileri sürülebilir.

Copyright © 2008-2013 SHÇEK DİYARBAKIR Designed By Formatorum.org
Shçek Diyarbakır Çocuk Yuvası ve Kız Yetiştirme Yurdu
KÖSE YAZILARI
Shçek Diyarbakır Çocuk Yuvası ve Kız Yetiştirme Yurdu
İsmail SARI
Sosyal Çalışmacı
Sizsiz olmaz varmısınız? Bir Mumda Sen Yak!
VELIM OLUR MUSUN?
Velim Olur musun?
ILIMIZ DIYARBAKIR Ilimiz Diyarbakir
GÜNÜN SÖZÜ
ZIYARETÇI SAYACI
Toplam: 121937